Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Konya İl Sağlık Müdürlüğü
Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Facebook Twitter Google Plus Linkedin

13-19 Kasım Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası

Güncelleme Tarihi: 13/11/2018

Tüm dünyada yanlış, gereksiz, etkisiz ve yüksek maliyetli ilaç kullanımı çeşitli boyutlarda sorunlara neden olmaktadır. Bu etkiler arasında; hastalık ve ölüm oranlarında artış olması,  ilaçların yan etki riskinin artması, kaynakların yanlış tüketilmesiyle sonuçta temel ilaçlara bile ulaşılabilirliğin azalması, acil ve temel ilaçlara karşı gelişebilecek dirence dayalı olarak, tedavinin ekonomik ve sosyal maliyetinin artması sayılabilir.

Bu nedenlerden dolayı dünyada çeşitli çözüm yolları üretilmeye, geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda dünyada “Akılcı İlaç Kullanımı (AİK)” çalışmaları başlatılmıştır.

1985 yılında Nairobi’de yapılan DSÖ toplantısı AİK çalışmaları için başlangıç sayılmaktadır. AİK, DSÖ tarafından; kişilerin klinik bulgularına ve bireysel özelliklerine göre uygun ilaca, uygun süre ve dozda, en düşük maliyette ve kolayca ulaşabilmeleri olarak tanımlanmıştır.

Antibiyotik direncine dikkatini çekmek amacıyla Avrupa Parlamentosu 2008 yılında, 18 Kasım tarihini “Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü” olarakilan etmiştir. Avrupa ile eş zamanlı olarak Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği ve Sağlık Bakanlığı Ankara'da düzenlenen basın toplantısı ile ülkemizde antimikrobiyal dirence dikkat çekilmiş ve 18 Kasım ülkemizde de “Antibiyotik Farkındalık Günü” olarak çeşitli etkinliklerle duyurulmaktadır. Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü”ne denk gelen hafta aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası olarak kabul edilmiş ve tüm dünyada küresel bir sorun olan antibiyotik direncine kamuoyunun farkındalığının arttırılması amaçlanmıştır.

Dirençli bakterilerin gelişmesinin durdurulması ve antibiyotiklerin gelecek nesillerde etkinliğinin sürdürülebilmesi için tek çare antibiyotiklerin akılcı kullanımıdır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre, ilaçların % 50′sinden fazlası uygun olmayan şekilde reçetelenmekte, temin edilmekte veya satılmaktadır. Tüm hastaların yarısı da ilaçlarını doğru şekilde kullanamamaktadır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı halk sağlığını etkileyen ciddi bir sorundur. Akılcı olmayan ilaç kullanımı hastaların tedaviye uyumunun azalmasına, ilaç etkileşimlerine, bazı ilaçlara karşı direnç gelişmesine, hastalıkların tekrarlamasına ya da uzamasına, yan etki görülme sıklığının artmasına, tedavi maliyetlerinin artmasına neden olur. Enfeksiyon hastalıkları, halk sağlığı açısından önemli ve uygun antimikrobik tedaviyle başarının sağlandığı bir alandır. Bununla birlikte gerek toplumda gerekse hastanede kazanılan enfeksiyon hastalıkları akılcı olmayan antimikrobiyal tedavilerin kullanılması sonucu tedavi edilememekte ve belki de hasta kaybedilmektedir. Uygun antimikrobiyal tedavi; sağ kalım, komplikasyon ve kronikleşmenin önlenmesi, hastalık şiddet ve süresinin kısaltılması açısından önemlidir.

 BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

  • Antibiyotiklerin, bazı bakterilerin sebep olduğu enfeksiyonların tedavisinde kullanılan bakterileri öldüren ve/veya üremesini durduran ilaçlar olduğunu,
  • Virüslere bağlı enfeksiyonları tedavi edemediğini, grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklarda antibiyotiğin yerinin olmadığını, iyi bir bağışıklık sisteminin bu tür hastalıkları yenebileceğini,
  • Antibiyotiğin ateşi düşürmediğini, ağrıyı dindirmediğini,
  • Her antibiyotiğin her hastalıkta kullanılamayacağını,
  • Antibiyotik dozunun yetersiz veya aşırı olmasının yanı sıra doz aralıklarının uygunsuz olmasının da antibiyotik direncine yol açtığını,
  • Antibiyotiğe duyarlı bakterilerin antibiyotiğe maruz kaldıklarında öldükleri halde, dirençli bakterilerin büyümeye ve çoğalmaya devam edebildiğini, bu dirençli bakterilerin toplumda hızla yayılarak diğer insanlarda enfeksiyonlara neden olabildiğini,
  • Uygunsuz antibiyotik kullanımının, antibiyotiklere karşı direnci artırdığını ve antibiyotik kullanımı gerektiğinde yetersiz kalındığını,
  • Artan antibiyotik direncinin günümüzde ve gelecekte antibiyotiklerin etkinliğini tehdit ettiğini,
  • Etkili antibiyotikler olmadan yoğun bakım, organ nakli, kanser kemoterapisi, yeni doğan bebeklerin bakımı veya kalça ya da diz protezi ameliyatı gibi yaygın cerrahi işlemlerin uygulanmasının mümkün olamayacağını,
  • Ülkemizde antibiyotiklerin, en çok kullanılan ilaçlar içerisinde olduğunu ve ne yazık ki bunların önemli bir kısmının gereksiz ya da yanlış kullanıldığını,
  • Bugün dirençli bakterilerin  neden olduğu enfeksiyon hastalıklarının  dünyada ve ülkemizde insanlığı tehdit eden ciddi bir sorun haline geldiğini,
  • Bazı ülkelerde doğru antibiyotik tedavisinden yoksun olan insanların hayatlarını kaybettiğini ve uygunsuz kullanımdan kaynaklı antibiyotik direncinin her kıtada endişe yaratmaya devam ettiğini,
  • Antimikrobiyal direncin yüksek olduğu ülkelere seyahatte bulunan yolcuların, dirençli bakteriler tarafından kolonize ve enfekte olmuş şekilde geri dönerek ülkelerine bunu yaydığını,
  • Eğer antibiyotik kullanımı kontrol altına alınamazsa kolaylıkla tedavi edilebilecek bir enfeksiyon hastalığının bile, direnç nedeniyle ölümcül olabileceğini, insanlığın antibiyotik öncesi çağa geri dönmek durumu ile karşı karşıya kalacağını,
  • Dünya Sağlık Örgütü’nün, toplumları büyük tehlikelerin beklediği konusunda uyardığını ve antibiyotik direncinin artık küresel bir tehdit oluşturduğunu ilan ettiğini,
  • Hekim önerisi ve eczacı danışmanlığı olmadan kullanılan antibiyotiklerin, sonu ölümlere varabilecek ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini,
  • Birine iyi gelen antibiyotiğin başkasına zarar verebileceğini,
  • Kişinin daha önceki bir hastalıkta kullandığı antibiyotiğin, tekrar benzer hastalığa yakalansa bile etkili olamayabileceğini,
  • Gereksiz kullanılan her ilaç gibi gereksiz antibiyotik kullanımıyla da istenmeyen yan etkilerin görülebileceğini,
  • Önemli bir halk sağlığı sorunu olan, uygunsuz antibiyotik kullanımının diğer zararlarının yanı sıra ekonomik ve sosyal maliyetin artışına neden olduğunu,
  • 2011 yılında Türkiye’de “İlaç Takip Sistemi (ITS)’nden alınan verilere göre eczanelerden satışı yapılan toplam 1.277.367.512 kutu ilacın %16,11 sının Sistemik Antienfektif ilaçlardan oluştuğunu,
  • Hekimlerinin reçetelerinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve kendilerine geri bildirim verilebilmesine imkan veren “Reçete Bilgi Sistemi (RBS)” verilerine göre 2011 yılında birinci basamaktaki aile hekimlerinin düzenlemiş oldukları 129.953.746 reçetenin %34,94’ünün antibiyotik içerdiğini,
  • “Reçete Bilgi Sistemi (RBS)” verilerine göre 2011 yılında birinci basamaktaki aile hekimlerinin düzenlenmiş olduğu reçeteler değerlendirildiğinde; toplam 439.539.673 kutu ilacın reçete edildiği ve bunun %12,71 oranıyla 55.878.010 kutusun antibiyotiklerden oluştuğunu,

Sonuç olarak, bize yararlı olması için kullandığımız ilaçlar, akılcı(uygun) olmayan şekilde kullanıldığında yararlı olmadıkları gibi, zararlı da olabilmektedir. Bu konuda doktorlara, eczacılara ve ilaç kullanıcıları olarak hepimize görev düşmektedir.

Her kesimin üzerine düşen görevi yapması, ilaçların bilinçsiz kullanımının önüne geçilmesi için toplumsal düzeyde gösterilen çabaya katılarak ilaçların akılcı kullanımı yönünde çaba sarfetmesi gerekmektedir. Bir hasta/hasta yakını olarak antibiyotikte değil, sağlığınızda ısrarcı olun. Hekiminiz yazmadan antibiyotik kullanmayın ve talep etmeyin. Antibiyotiğin gereksiz ve yanlış kullanımı antibiyotik direncine, antibiyotik direnci de sizin sağlığınızı ve toplumun sağlığını riske atar. Çok ilaç değil, doğru ilaç iyileştirir. Çocuklarımızın geleceği için akılcı ilaç kullanımına destek olalım.

Kaynak:Konya İl Sağlık Müdürlüğü